Amfipolis, bölge Neolitik Çağ’dan beri yerleşim görmüş olmasına rağmen MÖ 438/7 yılında kurulmuştur. Makedon döneminde Amfipolis, Makedonya Krallığı’nın güçlü ve özerk bir kenti hâline gelmiş, önemli bir ekonomik ve kültürel gelişme yaşamıştır. Arkeolojik kazılar, kent surlarının bölümlerini, kutsal alanları ve kamu ile özel yapıları ortaya çıkarmıştır. MÖ 168 yılında Makedonya’nın Romalılar tarafından ele geçirilmesinden sonra Amfipolis, Makedonya’nın Birinci Bölgesi’nin başkenti olmuştur. Via Egnatia üzerindeki konumu ve zengin hinterlandı, kentin Geç Antik Çağ’a kadar büyük ekonomik ve kültürel bir gelişme göstermesine katkı sağlamıştır. Amfipolis’in stratejik önemi, verimli Strimon Nehri deltalarına ve Pangaion Dağı’nın altın yataklarına yakın konumundan kaynaklanıyordu. Bu özellikleri nedeniyle kent Atinalılar için değerli bir hedef hâline gelmiştir. Kentin kuzey surlarında, Strimon Nehri üzerindeki ahşap bir köprünün ulaştığı büyük C Kapısı ortaya çıkarılmıştır. Bu kapı, önemli bir savunma ve ulaşım noktası olarak kullanılmıştır. Kazılar sonucunda surlar, kamu ve özel yapılar, kutsal alanlar, mozaik zeminler, heykeller ve yazıtlar gibi kentin önemli bölümleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Özellikle Amfipolis Aslanı, Antik Yunan’ın en ünlü mezar anıtlarından biri olarak dikkat çekmektedir. Bir diğer önemli anıt ise Kasta Tümülüsüdür. Burada, sfenksler, karyatidler ve Persephone’nin kaçırılmasını tasvir eden ünlü mozaik gibi eşsiz mimari ve heykeltıraşlık unsurlarına sahip görkemli bir Helenistik dönem mezar kompleksi ortaya çıkarılmıştır.
http://odysseus.culture.gr/ Συντάκτης Πηνελόπη Αγαλλοπούλου, αρχαιολόγος
https://amphipolisproject.org/